Yol Ayrımındaki Türkiye

0
140
Forked Road Junction Original Filename: 107806737.jpgvia Flatbed Web

Ya Özgürlük Ya Sefalet!

Haftanın kitabı olarak, uzun zamandır twitterdan takip ettiğim, @SelcukRSirin in yeni kitabını paylaşmak istedim. Çünkü zamanın ruhuna uygun bir kitap. Selçuk R.Şirin,  New York Üniversitesi’nde (NYU) öğretim üyesi ve  bir süredir Hürriyet gazetesinde veriye dayalı köşe yazıları yazıyor.

Selçuk R.Şirin’in,  daha  küresel bakış açısıyla yerelde odaklanmamız gereken konulara dem vurduğu Yol Ayrımındaki Türkiye  kitabını beğenerek ve pür dikkat okudum. Kitabın özetini twitterda yazsam yazacağım cümle tam olarak şu olurdu: Özgürlüğün iyimserliği rakamların kötümserliğini yok edecek! İçinden veri, adalet, eğitim, ekonomi, özgürlük geçen kitap.

Doğan Kitap tarafından yayımlanan ve kısa zamanda 5. baskıya ulaşan Yol Ayrımındaki Türkiye  çok hızlı okunuyor ve özellikle de basit, sade anlatımı kitabı daha da değerli kılıyor. Uzun yıllardır yurtdışında yaşayan bir akademisyen Türkçeyi bu kadar iyi kullanarak yazması hayli şaşırtıcı. Malum pek iyi örneklerle karşılaşmadığımızdandır. Kitapta yazar Yeşil Göle’den başlayıp New York’a uzanan kendi hikâyesine de  -ki bence ilham verici- yer vermiş.

Selçuk R.Şirin kitabında sayısal veriler ışığında toplumsal sorular üzerine, siyaset üzerine ve eğitim üzerine düşündürtüyor. Kitapta gündemdeki pek çok konuya yer verilmiş. Kadına şiddet, seçimler, soma faciası, ekonomik krizler, PİSA-TIMSS sınavları, Suriyeli göçmenler, eğitim sistemimiz. Her ne kadar sunulan veriler olumsuz olsa da pozitif ve çözüm odaklı bakış açısı kitabın her satırında iyi hissettiriyor. Etki alanımıza odaklanmanın mutlaka bu değişime olumlu yansıyacağını düşündüm tüm bu verileri okurken.

‘’Eski usul tarımla, turizmle, inşaatla varacağımız yerin sonuna geldik. Buradan öteye gitmek için tarımdan turizme her alanda katma değeri yüksek ekonomiye geçmemiz şart. Bunun yoluda belli temel özgürlüklerde, hukuk sisteminde ve eğitimde reform yapmamız şart. Bu alanlarda reform yapmadan, Türkiye 10 bin dolardan 20 bin dolay seviyesine çıkmayacak’’ diyerek kitabının odağını belirleyen Selçuk R.Şirin  hem sıçramanın nasıl olacağını ve hem de eylemsizliğin faturasını anlatmış. Kitabın alt başlığı ya özgürlük ya sefalet diyerek aslında karar vermenin zamanı geldiğine vurgu yapmış.

Kitapta her bölüm değerli, ancak benim penceremden özellikle altını çizdiklerim ise şu satırlar oldu;

‘’Bilgiye özgürce arttıkça inovasyona dayalı ekonomik çıktı da artıyor. Yaratıcı fikirler, bilginin özgürce dolaştığı ve kolayca erişebildiği ekosistemlerde daha kolay hayat buluyor’’.

 ‘’Adını Koyalım: Kadınlara karşı bir savaş bu! Tüm veriler kadına yönelik savaşa toplumun tüm kesimlerinden erkeklerin katıldığını gösteriyor. O halde yapmamız gereken ilk şey bu mesleyi birkaç ‘’sapığa’’ indirgemekten kaçmaktır. Öfke nöbetiyle ‘’asalım’’ demekle çözüme kavuşturulacak bir mesele yok karşımızda. Her meselede olduğu gibi, bu meselede de kalıcı çözüm duyguyla değil akılla, münferit düzeyde değil sistem düzeyinde mümkün olacaktır. İşte bunun için toplum ısrarcı olmak zorundadır. Felaketten felakaete değil, sürekli olarak bu meselenin takipçisi olmalıdır’’.

 ‘’Eğitimde reform için yedi öneri!Veriye dayalı reform kültürü, herkes için okulöncesi eğitim, öğretmenlik profesyonel bir meslek olmalı, Ankara’nın egemenliğine son!, dezavantajlı öğrenciler için küçük sınıflar, milli STEM seferberliği, Başka bir sınav mümkün’’.

‘’Başarılı olmak için değil ama alanınızda fark yaratabilmek için iyi bir ev ortamı, iyi bir eğitim ortamı yetmiyor. Evvela sizin henüz olmayanı hayal etmeniz ve bu hayal uğruna pek çok şeyi kaybetmeyi göze almanız gerekiyor. Şimdilerde vizyon denilen, olmayanı olur eden düşgücü, her dehanın oluşum sürecindeki en temel motif. Herkesin olmaz, olamaz dediğini yaptıkları için hikayelerinin sonuna bakarak başarılı diyoruz onlara’’

 ‘’Uzun soluklu bir başarı ne doğuştan gelen, ne de çevreden bize sunulan bir mucize değildir. Salt doğuştan birtakım özelliklere sahip olduğunuz ya da salt iyi koşullar size sunulduğu için ortaya çıkmıyor başarı. Çalışmak ve çok çalışmak bir kere şart ama tek başına çalışmak da yetmiyor zira bu bizi en fazla başkalarının (hayallerinin) neferi yapar. Bizim başarımız için kendi hayallerimizin ne olduğu üzerine bolca kafa yormak ve ondan sonra da bize sunulan koşulları olduğu gibi kabul etmek yerine o koşulları da zorlayarak çalışmak ama çok çalışmak gerekiyor. Biraz araştırdığımızda göreceğiz ki her buluşun, keşfin, her başarı hikayesinin ardında çalışkan bir hayalperest var. Bu hayalperestlerin çok çalıştıkları halde aradıklarını bulamayışları ve keşfedeyişleri var.

Veriye dayalı olarak; sistemi, olayları, yaşananları anlamak isteyen ÇALIŞKAN HAYALPERESTLER bu kitap sizin için…

YolAyrımındakiTürkiye

 

 

Bu yazım 20.11.2015’de Eğitimpedia‘ da yayınlanmıştır.

GERİ BİLDİRİM ARMAĞANDIR

BİR YORUM YAZ