Ana Sayfa Blog Sayfa 11

Okul Liderleri “Koçluk”la Fark Yaratıyor

Okul Liderliğinde iç rehberini keşfetmek isteyenler. Liderlikle ilgili yepyeni bir bakış açısı kazanmak isteyenler. Yoğun okul hayatında dengeyi kurmak isteyenler. Çözüm odaklı soru sormanın püf noktalarını öğrenmek isteyenler. Dinlemenin bir sanat olduğunu bilmek isteyenler. Değişim-dönüşüm için cesaret arayanlar. Hedefleri için güçlü bir adım atmak isteyenler. İçindeki heyecanı, tutkuyu ve potansiyelini ortaya koymak isteyenler bu eğitim sizin için.

  • Kendine liderlik etmeyi keşfetmek
  • Çözüm odaklı soru sormayı bilmek
  • Dinlemenin önemini fark etmek
  • Kişisel bir hedef belirlemek ve eylem adımlarını oluşturmak

Her Şeyin Başı Blog

0

Eskiler der ki söz uçar yazı kalır. Bu sözü şiar edinmiş biri olarak 2011 yılında kendime bir blog açmış ve fırsat buldukça yazmaya başlamıştım. Amatör bir heyecanla yazarken bir yandan da blogumu geliştirmeye çalışıyorum. Bugünlerde daha da odaklandım. Nasıl bir blog  istiyorum? sorusuyla başladım? ve bir ikinci  adım olarak bu konuda yararlanabileceğim kaynakları araştırırken karşıma  ‘’Her Şeyin Başı Blog’’ kitabı çıktı. Blogumu geliştirmem için gereken tüm bilgiler bir kitapta toplanmıştı. Tam anlamıyla blogcuların başcucu kitabı diyebilirim.

‘’Her Şeyin Başı Blog’’ kitabının yazarı Salih Seçkin Sevinç,  bilgi vermekten öte deneyim aktarımı yaptığı bir kitap yazmış.  Optimist yayınevinden, şubat ayında çıkan kitap, kısa sürede 2.baskıya ulaşmış.

Salih Seçkin Sevinç, kişisel ve kurumsal etki için blogların gücüne odaklandığı kitabında sade ve samimi bir dille adım adım bloglama sürecini paylaşıyor okuyucuyla. Hangi sosyal medya mecrası bu işin gerçek cevheridir? Sorusu üzerine uzunca bir süre kafa yorduktan sonra blogun cevher olduğuna karar veriyor ve kitabın hikayesi böyle başlıyor.

İçerik üretmek, son 20 yıldır sadece pazarlama reklam dünyasında değil birçok sektörde öne çıktı. Yıllar önce, Bill Gates’in “içerik kraldır” demesinden bu yana daha da önem kazandı. Hangi sektörde çalışırsanız çalışın, uzmanlığınız ne olursa olsun özellikle de sosyal   medyada var olmak; orijinal içerik üretmeyi, verimli ve üretken olmayı gerektiriyor. Bunun içinde içeriğin değerini bilmek ve bu değeri ortaya çıkaracak en iyi ortam olarak bloga gereken önemi ve özeni göstermek gerekiyor. Blogun tasarımı, bağlantıları, etiketler, görseller derken hayli karışık karmaşık bir süreçle karşı karşıya kalıyoruz. Lakin bu kitap, hangi blog servisini kullanabileceğinizden, blog türlerine, blog tasarımına, kaliteli bir içeriğin nasıl üretileceğinden, içeriği yayınlanmadan ve yayınladıktan sonra dikkat edeceğiniz noktalara, içeriğinizi nasıl pazarlayabileceğinize ve hatta gelir elde etme yollarına, blogunuzun trafiğini artırmak için izleyeceğiniz adımlara dair pek çok bilgi, deneyim paylaşıyor. Öyle ki kitabı okumaya başladığınız andan itibaren adım adım blogunu açabilir, geliştirebilirsiniz.

Kitabın son bölümünde ise  Bloggerler Anlatıyor’da  bloggerlarla yapılan söyleşilere yer verilmiş. Uzun süredir blogları olan bu  kişilerin satır aralarındaki önerileri dikkate değer.

Salih Seçkin Sevinç’in kitabında sıkça yer verdiği kendi blogu harbiyiyorum.com u da incelmenizi öneririm. Kitapta yer alan birçok önerinin şekil bulmuş hali adeta. Keyifle inceledim.

Birçok kişi, teknolojideki baş döndürücü hız ve değişim, teknik detaylardan dolayı ister istemez blog ortamına mesafeli bir duruş sergiliyor. Bu kitap ise bu mesafeyi, bahaneleri yerle yeksan edecek nitelikte.

Hemen blog macerasına başlamak isteyenler bu kitap sizin için..

blog

 

Bu yazım 23.07.2015’de Eğitimpedia‘ da yayınlanmıştır.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

0

İsvicreli ünlü psikiyatr, analitik psikolojinin kurucusudur Carl Gustav Jung’un  ‘’ Dışarı bakan hayal görür, içeri bakan uyanır’’  sözü insanın kendi uyanışına odaklanmasının ne kadar önemli olduğuna vurgu yapıyor. Zira öyle değil midir? Enerjimizi, dikkatimizi, nereye odaklarsak orası gelişir. Hatalarımıza, eksikliklerimize, iyileşmeye açık alanlarımıza değil de iyi olduklarımıza odaklanmak.

 Prof. Dr. Acar Baltaş, Hayalini Yorganına Göre Uzat kitabında, iş ve özel hayattaki başarı, mutluluk, iletişim ve ilişkileri yönetmek konularına farklı ve derin bir yaklaşım sunuyor. 2007 yılında Remzi Kitabevinden çıkan kitap, içerdiği bilgilerle hala güncelliğini koruyor.

En iyi, en başarılı, en zirvede sen ol mesajlarının pompalandığı bu zamanda ,  Prof.Dr. Acar Baltaş,  Yetişkin için hayatta huzurlu olmanın, olgun insan olmakla mümkündür. Bunun için de ‘’dünya en iyi olmak’’ gibi bir ilizyon peşinde koşmak yerine, ‘’dünya için en iyisi olmak’’ gibi hem gerçekçi hem de kişiyi huzura yaklaştıracak bir yaklaşımı benimsemek daha akıllıcadır , görüşünü savunuyor.

Kitapta yer alan, başarmak ve hayal etme ilişkisinin açıklandığı bölüm ise kitabı çok iyi özetliyor.

Başarmak için hayal etmek ve istemek önemlidir. Azim ve kararlılık önemlidir. Ancak hayallerin gerçekleşmesi, yeteneğin olduğu alana odaklanmakla mümkündür. Çünkü böyle olduğu zaman kişi başarmak için gereken disiplini gösterir ve aldığı olumlu sonuçlar karşısında taktir görür. Bunun sonucunda yeni kazandığı davranışlar  gelişir ve ancak o zaman hayallere ulaşmak mümkün olur. Aksi taktirde kişinin yeteneğinin olmadığı alanda gösterdiği azim ve çaba boşa gider. Geriye hayal kırıklığı, suçluluk ve değersizlik duyguları kalır.

Başarılı, mutlu, bilinçli ve uyumlu bir hayata hayaller peşinden koşularak ulaşılamaz; ancak böyle bir hayat hayalde değildir. Bir ‘’Sır’ın arkasına da gizlenmemiştir. Bunun için kişinin öncelikle gerçeklerini fark etmesi ve onların peşinden gitmesi gerekir. Bu yolda hedefe varanlar.hayat karşılığından belirgin bir tutuma sahiptir. Bu tutumun dört özelliği vardır:

  • Yaptığı işe yürekten adanma
  • Olumlu ve yapıcı tutum
  • Başarı yönelimi ve yenilikçilik
  • İlişkileri yönetme ve başkarıyla iyi geçinme becerileri

Bu dört tutum aynı zamanda kitabın dört bölümünü oluşturmuş ve her biri ayrıntılı olarak açıklanmış

Bu tutumları benimsemeniz ve hayatınızın bir parçası haline getirmenizi sağlamak için atacağınız ilk küçük adım ne olur? Kitabı okuduktan sonra kendinize bu soruyu sorun. Unutmayın her şey küçük bir adımla başlar.

Mutlu olmak için dikkatini kendine,  sevdiklerine yönelten ve bir şey beklemeden sevenler bu kitap sizin için…

acarbaltas

 

Bu yazım 19.07.2015’de Eğitimpedia‘ da yayınlanmıştır.

Daha Mutlu Yaşamak

0

Kalıcı Mutluluğun Sırları

 Pozitif psikoloji alanında adından söz ettiren Dr. Tal Ben-Shahar Harvard Üniversitesinin gelmiş geçmiş en popüler dersinin hocası olarak anılıyor. Dersinin adı ‘’Mutluluk’’. Harvard mezunlarının %20’sinin bu dersi almış. Ders notlarını zaman içerisinde kitaplaştıran yazar, mutluluk kuramını tüm yönleriyle ele alıyor.

Mutluluk kavramı geçmişten günümüze hep gündemde olmuş bir kavramdır. Aristo ‘’Mutluluk yaşamın anlamı ve amacı, insanın varoluşundaki asıl hedeftir’’ olarak tanımlıyor.

Sen mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin… dizeleri  mutluluğun tarifsizliğini anlatırken, kitabın ana temalarından biri, insanın hem başarılı hem de mutlu olmasının pekala mümkün olabileceği görüşüdür.

Mutlu olmayı öğrenebilir miyiz?

Dünya’da, 25 dile çevrilen, mutluluğa dair algılarımızı, ezberlerimizi bozacak kitap, Elma Yayınevinden çıkmış. Kitabın sade akıcı çevirisini ise, Bülent Akat yapmış.

Mutlu olabilmek için neler yapabileceğimiz konusunda bilimsel gerçekler ışığında yeni görüşler sunan kitap kişisel bir çalışma kitabı niteliğinde.

Tal Ben-Shahar, ‘’Maddiyata odaklanmaya bulunabilecek en iyi alternatif, maddi zenginliği en yüksek hedef, en önemli ideal olarak gören anlayıştan olabildiğince uzaklaşarak mutluluğa odaklanmaktır’’ görüşünü savunduğu kitabında, mutluluğa odaklanmanın, en önemli soru olan ‘’Daha mutlu olmamı sağlayacak şeyler nelerdir?’’ sorusuyla ilgili olduğunu söylüyor. Bu yaklaşım tarzı üç önemli sorunun birbiriyle kesiştiği noktayı bulmayı gerektirir:

  • Hayatıma anlam katan şeyler nelerdir?
  • Nelerden zevk alırım?
  • Güçlü yanlarım nelerdir?

Mutluluğa odaklanmak, kendinize ‘’Kişiliğime uygun olan şeyler nelerdir?’’ sorusunu yöneltip okulda, iş hayatında ya da genel olarak yaşamınızda gerçekten, ama gerçekten, yapmak istediğiniz şeyleri belirlemek anlamına gelir. Bu sorularla birlikte sizin en değerli para birimi olan mutluluğu bulma şansınız önemli ölçüde artacaktır.

Kitap,  mutlu olmaya dair yanıtların, reçetelerin olduğu bir kitap değil. Böyle bir beklentiniz var ise hiç zamanınızı harcamayın. Kitap çözüm odaklı, pozitif  sorulardan ibaret. Ve bu soruları yanıtlamak ise asıl cesaret.

Kitabın özü şu ki; Mutluluğun yegane şartı,  Sadelik, Sadelik, Sadelik

Mutluğu şiar edinenler bu kitap sizin için…

dahamutluyasamak

Bu yazım 09.07.2015’de Eğitimpedia‘ da yayınlanmıştır.

Kendinizi Yönetmek

0

Bu yaz, kendinizi yönetmekle ilgili bir şeyler okumak isterseniz ‘’Kendinizi Yönetmek’’ kitabından başlayabilirsiniz.

Değişmeyen tek şeyin değişim olduğu bu zamanlarda, uyum sağlamak en önemli beceri olarak öne çıkıyor. Yönetim tarzları üzerine her gün farklı fikirler ortaya atılıyor. Ancak her fikrin birleştiği bir nokta var: Yönetici önce kendini yönetmeyi öğrenecek ve yönettiği alana en büyük katkıyı yapabileceği konuma yerleşecek.  Yönetim alanının en etkili uzmanlarının  Harward Business Review’ den derlenen 10 makalesi, değişimi yönetmek isteyen her yönetici ve kendini yönetmek için önemli bir kaynak. Optimist yayınevinden kitapta dünyada yönetim alanında ilk sıralarda yer alan Peter F.Druker , Diane L.Coutu, Steward D.Friedman, Robert S.Kaplan ve Daniel Goleman’ın makaleleri yer alıyor.

Makalelerin başlıkları ise şunlar:

  • Kendini Yönetmek
  • Yönetim zamanı: maymun Kimin Sırtında?
  • Dayanıklılığın Bileşenleri
  • Zamanınızı Değil, Enerjinizi Yönetin
  • Aşırı Yüklenmiş Devreler
  • Daha İyi Bir Lider Olun, Daha Zengin Bir Hayatınız Olsun
  • İşinizi Geri Alın
  • Muhteşemlik Anları
  • Aynadaki İnsana sorulacak Sorular
  • Liderliğin Temeli

Kitaptan kısa bir bölüm…

Emsali görülmemiş fırsatlarla dolu bir çağda yaşıyoruz: Yeterince hırsınız, motivasyonunuz ve zekanız varsa, hangi kademeden başlamış olursanız olun, mesleğinizin zirvesine yükselebilirsiniz. Ancak fırsat, beraberinde sorumluluk da getirir. Günümüzde şirketler, bilgi işçilerinin kariyerlerini yönetmiyorlar. Bu nedenle hepimiz kendi CEO’ umuz olmak zorundayız. Özetle, iş dünyasında bir yer edinebilmek ve ne zaman yön değiştirileceğini bilmek sizin elinizde. Ayrıca, 50 yıla yayılabilecek bir iş yaşamında konsantrasyonunuzu kaybetmeden verimli olabilmek de… Başarılı olabilmek için, kendinizi çok iyi anlamış olmanız gerekiyor. En güçlü yanlarınız nelerdir? Peki ya en tehlikeli zayıflıklarınız? Bir o kadar önemli bir soru: Nasıl öğreniyor ve diğerleriyle birlikte nasıl çalışıyorsunuz? En çok önemsediğiniz değerler nelerdir? En büyük katkıyı nasıl bir iş ortamında sunabilirsiniz? Cevap açık: Ancak güçlü yanlarınızı ve özbilincinizi kaynaştırarak gerçek ve uzun ömürlü bir mükemmelliğe erişebilirsiniz.

 Güçlü yanlarına odaklanmak isteyenler bu kitap sizin için…

kendiniziyönetmek

Bu yazım 02.07.2015’de Eğitimpedia‘ da yayınlanmıştır.

Kadın Beyni Erkek Beyni

0

Binlerce yıldır kadın ve erkekler arasında yaşanan sorunları farklı bir bakış açısı ve mizahi bir dille ele alıp aslında tüm yaşanan sorunların nedeninin beynimizdeki bazı bölgelerinin birbirinden farklı çalışmasından kaynaklandığını anlatan bir kitap ‘’Kadın  Beyni Erkek Beyni’’.  Elma yayınevinden nisan ayında çıkan kitabın yazarı Serkan Karaismailoğlu. Beyin cinsiyeti üzerine doktorasını tamamlayan yazarın tam da bu konuyu ele alan bir kitap yazması sürpriz olmasa gerek.

Yazar, kitabın ilk sayfasında pek çok kişinin belki de ilk kez duyacağı bir soru ve bilgiyle karşılıyor okuyucuyu. İşte o satırlar ‘’Hepimiz hayatımızın bir evresinde bir beyin resmi görmüşüzdür. Peki, hiç merak ettiniz mi, baktığınız resimdeki beyin bir erkeğe mi, yoksa bir kadına mı ait diye?’’

Son 10 yılda yapılan araştırmaların çok net olarak orta koyduğu bir sav üzerine odaklanmış yazar; beynimizin kendine ait bir cinsiyetinin olduğu. Bu kitabı okuduğunuzda beyninizin cinsiyeti hakkında birçok detayı öğreneceksiniz. Siz de merak ettiyseniz beyninizin cinsiyetini kitapta yer alan bilgiler ışığında kolayca bulabiliyorsunuz.

Akıcı bir şekilde ilerleyen kitabı hızlı bir şekilde okurken, kadınlar ve erkekler arasındaki farkları, karşı cinsin sizi kızdıran, güldüren hatta şaşırtan birçok tepkisinin nedenini de anlayacaksınız

Kitap da, milattan önce yaklaşık 7000 yılında başlayan beyni anlama hikâyesinin bu zamana kadar ki geçirdiği aşamalar, kadın ve erkek beynine dair şehir efsanelerine ve en güncel sinirbilim araştırmalarına yer verilmiş Şaşkınlık ve merakla okuyacağınız kitabın her biri bölümü günlük hayattan kısa hikayelerle kurgulanmış.

Peki başka neler var kitapta? Sorular, sorular ve sorular…

  • Kadın ve erkek beyni arasındaki temel farklar nelerdir?
  • Kadınlar gerçekten de çok mu konuşur?
  • Erkekler neden dinlemez?
  • Empati yapmak erkek adamı bozar mı?
  • İlişkide seçici olan kimdir?
  • Bir insanın sadece parmaklarına bakarak beyni hakkında nasıl bilgi sahibi olabilirsiniz?
  • Erkekler neden dinlemez?
  • Acaba beyinlerimizin işitmeden sorumlu bölgeleri birbirinden farklı mı?

Yazar bu soruları, kimi zaman düşündürücü, kimi zaman komik, kimi zamanda, o zihnimizdeki ezberleri bozacak şekilde yanıtlamış. Yabancısı olduğumuz pek çok sinir bilimsel kavramı ise metaforlarla anlatmış.

Kadın- Erkek beynini,  bilmekten öte ANLAMAK isteyenler bu kitap sizin için…

kadın-erkek-beyni

 

Bu yazım 25.06.2015’de Eğitimpedia‘ da yayınlanmıştır.

Okul Liderlerinin Vuca Dünyasındaki Tek İhtiyacı: Odaklanmak *

İngiliz yatırım fonu firması Redington CEO’su Robert J. Gardner, zamanın ruhunu ve dünyanın içinde bulunduğu durumu VUCA kısaltmasıyla tanımlıyor.

Peki nedir VUCA?

V:Volatility (Kaygan)

U:Uncertainty (Kararsız)

C: Complexity (Karmaşık)

A:Ambiguity (Belirsiz)

Küreselleşme ve teknoloji, başta ekonomi olmak üzere birçok şeyi etkiledi. Gardner’ın bu durumdan yola çıkarak işaret ettiği VUCA hemen her sektörün yaşadığı durumu tarif ediyor kuşkusuz…Gardner’a göre insanın kafasını kuma gömüp yarınların daha iyi olacağını umarak geçirdiği günlerinin yerini korku, belirsizlik ve şüphe aldı.

 VUCA dünyasında okul lideri olmak

liderillll

Geçmişte sorun ve kriz yönetmekte önem taşıyan ölçütler; hız, analiz ve belirsizliğin önlenmesiydi. “Liderler Geleceği Yaparlar” kitabının yazarı Bob Johansen bugünün değişen ölçütlerini ise şu sözlerle dile getiriyor: “Sabır, sağduyu ve belirsizlikle yaşamayı gerektiren bir çelişkiler dünyasına giriyoruz.”

Okul liderleri, okullarında birçok süreci yönetiyor, sorun ve krizlerle her an karşı karşıya kalıyor. Öğrencilerin, velilerin, öğretmenlerin beklentileri gün geçtikçe artıyor, beklentileri karşılamak için yoğun bir mesai harcanıyor. Eğitim sistemindeki karmaşıklığın gittikçe artmasının bir sonucu olarak okul liderleri yoğun bir baskı altında çalışıyorlar. Velilerin beklentileri, okulların kıyasıya rekabeti ve gelişen teknolojinin hiper hızı başı döndürüyor. Sorun ve krizleri yönetme sürecinde, çok fazla sayıda bilgi ve seçenekle karşı karşıya kalan okul liderleri için odaklanmak giderek güçleşiyor.

VUCA dünyasında ise “değişkenliğe uyum sağlayan liderlik” vurgusu öne çıkıyor. Forbes dergisinin tanımına göre “değişkenliğe uyum sağlayan (adaptif) lider”; strateji, aksiyon ve sonuç getiren temel liderlik özelliklerinin yanı sıra günün değişen koşullarına ayak uyduran liderdir. Uyum sağlamanın ön koşulu ise odaklanmaktır. Her gün içinden geçilen dikkat dağıtıcı unsurlar seli düşünüldüğünde bireyin odaklanma ihtiyacı her zamankinden fazladır. En güçlü dikkat dağıtıcı ise çevredeki insanların gevezeliğinden çok kendi zihnimizin gevezeliğidir.

Tam yoğunlaşma, iç sesimizin suskunluğunu gerektirir. Şimdi bunun için 100’den geriye doğru 7’şer sayı çıkararak sayın. Şayet buna yoğunlaşırsanız geveze bölgenizin sessizleştiğini fark edeceksiniz.

1977 yılında Nobel Ödülü’nü alan ekonomist Herbert Simon tüm bunları daha o günlerde öngörerek “Enformasyon zengini bir dünyanın gelişini yazarken, enformasyonun tükettiği şey alıcıların dikkatidir. Bu yüzden enformasyon zenginliği dikkat fakirliği yaratır.” diyerek hepimizi uyarmıştı.

Dikkat bir kas gibi çalışır

İçsel, başkalarına yönelik ve dışsal odaklanmanın, bireyin bu konuda ustalaşmasını sağlayacağının altını çizmek gerekir. Sinir bilim laboratuvarlarında elden edilen bulgular, zihnin bu yaşamsal kasını nasıl güçlendirebileceğimize işaret ediyor. Dikkat bir kas gibi çalışır: kötü kullanılırsa pörsüyebilir, iyi çalışırsa gelişir. Erickson Koçluk ekolünün kurucusu Dr. Marilyn Atkinson’ un söylemiyle İnsan hayatta neye odaklanırsa mutlaka ondan sonuç alır.”

Okul liderlerinin sonuç alabilmek için 3 dikkat türüne de ihtiyaçları vardır. İçsel odaklanma onları içgüdülerine, yol gösterici değerlerine ve daha iyi kararlara yöneltir. Başkalarına odaklanma ise daha geniş bir dünyada yönlerini bulmalarını sağlar. İç dünyasına kulak vermeyen bir lider dümensiz olacaktır, başkalarının dünyasına karşı kör biri her şeyden habersiz kalacaktır.

Okul liderleri için dikkat türlerinin her biri, onların hem mutlu hem de üretken olmalarını sağlayacak, bu dengeyi bulmalarına yardımcı olacaktır. Latincede “bir şeye doğru uzanmak” anlamına gelen “atteb-ndere” sözcüğünden türemiş olan “attention” bizi dünyaya bağlar.

Okul liderlerinin çoğu ara vermeksizin çalışır. Oysa ki düşünmek için zamana ihtiyacımız vardır. Bugünün okul liderlerinin kuşatılmış durumda olduğunu belirtmek hiç yanlış olmayacaktır. Günlük programları 30 dakikalık dilimler halinde şekillenen okul liderleri bunun yanı sıra araya giren binlerce müdahale ve dikkat dağıtıcı ile mücadele etmek durumundadır. Oysa gün içinde düşünmek için sakin zamanlara ihtiyaç vardır. Okul liderlerinin düzenli olarak hafta içinde 1 saatlerini düşünmeye ayırmaları onları günün karmaşasından uzaklaştıracak, mevcut durumu değerlendirip ileriye bakmalarına yardımcı olacaktır.

images

 Okul liderleri ve koçluk

İnsanoğlunun günümüzdeki gelişmişlik düzeyi, bir konuya odaklanıp, bir soru ya da konu etrafında düşünerek, yerine göre daha farklı çözümler üretebilmesini, yaratıcılık potansiyelini harekete geçirebilmesini ön plana çıkarmaktadır. Okul liderlerinin odaklanmalarını geliştirme konusunda en etkili araçlardan biri “Koçluk”tur. Koçluk; “İnsanların kendi potansiyellerini, kapasitelerini, geçmişten bugüne getirdiklerini bugünden geleceğe yönelik olarak; odaklı, farkındalıklı, bütünsel ve sistematik yaklaşımlarla sonuca yönelik kullanmalarını destekleyen bir yol arkadaşlığı sürecidir.”

Dünyada 80’li yıllardan itibaren, ülkemizde ise gün geçtikçe daha sık duyulmaya başlanan Koçluk kavramı, kişinin performansını artırmayı amaçlayan bir yöntemdir. İş dünyasının yönetim basamaklarında yer alan pek çok üst düzey yönetici bugün bir koçla işbirliği  içerisinde çalışmalarını gerçekleştirmektedir. Okul yöneticilerinin/liderlerinin de bu etkili yönteme başvurmaları günümüzün zorlu koşulları içerisinde performanslarına olumlu katkıda bulunacaktır.

21. yüzyıl; insanların farkındalıklarını ortaya koydukları, değerlerine odaklandıkları ve bu noktadan hareketle kendi süreçlerini ve yaşam alanlarını gelecekte yapmayı planladıklarıyla hizaladıkları bir durum yarattı. Dolayısıyla Koçluk kişinin yaşamda ne istediğine ne istemediğine, neyi, nasıl yapacağına odaklanmasını sağlayan, tüm bunları yaparken kendi değerleriyle ne kadar uyumlu olduğunu fark etmesine olanak tanıyan, iş, özel yaşam ve yaşamın diğer alanları arasında denge kurmasını sağlayan önemli ve anlamlı bir süreçtir.

 

* Bu yazı  11 haziran 2015 tarihinde www.egitimveegitim.com sitesinde yayınlanmıştır.

Kaynakça:

  • Daniel Goleman. ‘’Odak: Mükemmelliğin Gizli Anahtarı’’. Varlık Yayınları, 2013.

Hayatın Direksiyonuna Geç

0

Kişinin değeri, anlamı kadardır.
Kişinin anlamını onun manası belirler.
Mana yoksa anlam olmaz.

Kişinin manası, davası kadardır.
Kişi ancak davası kadar mana taşır.
O halde kişi davasını nasıl öğrenebilir.
Kişinin davası ancak derdidir.
Derdin neyse davan odur.

Ya derdini dahi bilmeyenler?
Kişinin derdi en çok sevdiği ve konuştuğu şeydir.

Ey iddiacı sen derdin kadar değerlisin.
Bırak başkalarını da GERÇEK derdine bir bak…

Şems’in bu muhteşem dizelerinin her zaman ve devirde geçerli olduğunu düşünüyorum. Bu dizeleri hatırlamışken, ‘’GERÇEK derdine bakan’  ve bu yolda birçok kişiye ilham veren Kemal İslamoğlu’nun ‘’Hayatın Direksiyonuna Geç’’kitabını paylaşmamak olmazdı.

Kemal İslamoğlu, danışman-eğitmen ve koç olarak 20 yılda binlerce kişiyle çalışmış. Tüm bu yıllar boyunca öğrendiklerini, deneyimlediklerini, deneyimlettiklerini Altın Kitaplar yayınevinden 2014 yılından çıkan  bu kitabında paylaşmış.

Hayatın direksiyonuna geçmek ne demek? Kemal İslamoğlu, şu şekilde açıklamış kitapta: ‘’Hayatın direksiyonuna geçmek kendinle barışmak, kendini kabul etmek demek. Çoğunlukla mutlu olabilmek, keyif  içinde yaşamak, kendini daha çok keşfedebilmek, etrafındakileri daha iyi anlayabilmek demek. Yaşadığımız bu zaman diliminin, bizi ölümsüzlüğe hazırlayan bir süreç olduğuna inanıyorum. Ölümsüz olmayı bu hayatta öğreniyoruz. Hayat aslında ölümsüzlüğün hazırlık sınıfı…’’

 Hayatın direksiyonunda kendimiz değil başkaları olduğunda zaman ki süreci işe şöyle açıklıyor. ‘’Kurban rolüne sığınarak hayatımızı çıkmaza sokar; gerçek ihtiyaçlarımızın ne olduğunu, onları nasıl karşılamaya çalıştığımızı, içimize nasıl bakmamız gerektiğini, kendimizi nasıl tanıyabileceğimizi, nasıl düşündüğümüzü, neye değer verdiğimizi, ne hissedip nasıl davranacağımızı bilemeyiz. Bununla da kalmayıp ne kadar başarılı, bilinçli veya sağlıklı olduğumuzu sorgularız, hatta kapasitemizi ne kadar kullandığımızı… “Var” olmayı, “bir” olmayı, akıştaki dengeyi ve yaşam oyununu öğrenmeye çalışırken bocalarız. Çünkü hayatımızın direksiyonunda biz değil başkaları vardır…’’

 Kitabın oluşma hikayesi ise ilginç. Gazete Yazar Mürsel Çavuş, zihinsel ve duygusal blokajlarımızı nasıl yok edebileceğimizi dair röportaj yapmak için Kemal İslamoğluyla ile görüşüyor. Bu görüşmeden o kadar etkileniyor ki, sonraki zaman da kitap fikri ortaya çıkıyor. Kitap, bir nevi röportaj gibi. Mürsel Çavuş’un güçlü ve etkili sorularına Kemal islamoğlu samimi ve sohbet eder gibi yanıt veriyor.

Kitap 4 ana bölümden oluşuyor. Kurban, güçlenme, teslimiyet, ilham ve aksiyon. Her bir bölümde bir çok konuya değinilmiş. Bunlardan bazıları;  Beyin araştırmaları, transaksiyonel analiz, pygmalion etkisi, temel ihtiyaçlar, değerler, düşünme şekilleri, arketipler vb.

Kitabın videolarına  ise www.hayatindireksiyonunagec.com  sitesinden ulaşabilirsiniz.

Hayatın direksiyonuna geçmek,  kendiyle barışmak, kendini kabul etmek yolunda adım atmak isteyenler bu kitap sizin için…

hayatındireksiyonunageç

Bu yazım 11.06.2015’de Eğitimpedia‘ da yayınlanmıştır.

Odak: Mükemmelliğin Gizli Anahtarı

0

İnsan beyni ve bu konudaki çalışmalar ile ilgili merakım hiç azalmadan devam ederken Duygusal Zeka’nın yazarı Daniel Goleman’ın ‘’ODAK: Mükemmelliğin Gizli Anahtarı’’ kitabını okumamak ve paylaşmamak olmazdı. Beynimiz, her şeyin özü. Daha iyi çalışmasından öte onu iyi tanımalıyız ve anlamayız. Varlık yayınlarından, Filiz Nayır Deniztekin çevirisiyle yayınlanan bu kitap tam da bu gereksinimi karşılar nitelikte.

Her an her yerde olmanın, aynı anda birçok şeyi yapmanın adeta körüklendiği bu zamanda odaklanamamak hemen herkesin yaşadığı bir sorun. Bu sorun üzerine düşündürttüğü, yeni araştırmalarla desteklediği Goleman’ın ‘’ODAK’’ kitabı bir solukta okunuyor. Yazar, ‘’ODAK: Mükemmelliğin Gizli Anahtarı’nda internet çağının enformasyon ve eğlence seli içinde kıt bir kaynak haline gelen Dikkat ve Odaklanma yetilerini araştırıyor.

 ‘’Odak: Mükemmelliğin Gizli Anahtarı’’ kitabı 7 kısımdan oluşuyor. Ve her bir kısımda birbiriyle  ilişkili. İlk kısımda dikkatin anatomisi, ikincisinde Öz-farkındalık var. Öz-farkındalıktan sonra sırasıyla;  Başkalarını Okumak,  Daha Geniş Bağlam, Akıllı Alıştırma, İyi  Odaklanmış Lider Ve Büyük Resim yer alıyor.

Kitap da belirtildiği üzere; ‘’Dikkat, bir kas gibi çalışır: kötü veya az kullanılırsa zayıflar, iyi çalıştırılırsa gelişir’’. Kendi içimize, başkalarına ve dış dünyaya yönelik üç tür odaklanma olduğunu söyleyen Goleman, yüksek performanslı kişilerin – ister sporcu olsun, ister sanatçı, yönetici ya da siyasetçi – bunların her birinde ustalaştığına dikkat çekiyor. Çok sayıda dikkat dağıtıcının her an sel gibi üzerimize geldiği bir çağda, odaklanmayı öğrenmemizin her zamankinden daha fazla önem taşıdığını vurguluyor. Ayrıca, ABD’de birçok çalışanın iş konsantrasyonunu artırmak için “odaklanma eğitimi” aldığına dikkat çekiyor.

Başarıya ulaşmak için odaklanmayı sağlamak gerektiğini vurgulayan Daniel Goleman’a   göre üç tip odak var: Bunlar ise; içsel, başkalarına ve dışsal. Her üçü arasındaki uyum ve dengeyi sağlamanın esas başarıyı sağlayacağı kitap da çeşitli argümanlarla destekleniyor.

Kitap da, odak tiplerinden ilki duygularınızı ve düşüncelerinizi kontrol edebilmek; ikincisi, etrafınızdakilerin düşünce ve duygularını anlayabilme çabası ve üçüncüsü ise rakiplerinizde ve dünyada olup bitenleri kavrayabilmek olarak açıklanıyor.

Peki,  Goleman, neden “odaklanma” konusuna bu kadar önem veriyor? Çünkü, ona göre dikkatimiz hiç olmadığı kadar büyük saldırı altında, Özellikle iş dünyası kendi yararına kullandığını düşünse dahi, akıllı telefonların da gelişiyle 7/24 hayata karışan dijital teknolojinin “bölücü ve dağıtıcı” etkilerinden bolca nasiplenmiş durumda. Bu görüşe katılmamak mümkün değil.

Umut şu ana şimdiye odaklanmaktır. Belki de bunca kişinin umutsuzluğu ya geçmişe ya geleceğe dikkatini vermekten dolayı,  şimdiyi kaçırmaktan olmasın.

Erickson Koçluk ekolünün kurucusu Dr. Marilyn Atkinson’un söylemiyle “İnsan hayatta neye odaklanırsa mutlaka ondan sonuç alır”. der. Bundan yola çıkarak sorayım Ey okuyucu ‘’Sen tam olarak neye odaklanmak istiyorsun?’’

Odağınız sizin gerçeğinizdir. Gerçeğini bulmak isteyenler bu kitap sizin için…

odak

Bu yazım 04.06.2015’de Eğitimpedia‘ da yayınlanmıştır.

Buzdağımız Eriyor

0

Değişimin gün be gün hızlandığı dünyamızda başarılı olmak, bireysel ve kurumsal değişimi gerçekleştirmek, inovasyon ve yaratıcılığa odaklanmak hemen herkesin gündeminde. Değişime direnmekten öte değişime uyum sağlamak ve onu yönetmek öne çıkıyor. Peki bu nasıl olacak? Nereden başlamak gerek? Bu ve buna benzer bir çok soruyla doluysa zihniniz ve yanıt bulmak istiyorsanız. Tam da bu konuda bir hikaye kitabı sizlere aradığınız yanıtları verebilecek nitelikte. Zira hikayelerin gücü yadsınamaz!

Basit, sade, değişimi odağına alan ve muhteşem bir hikaye sunan kitap bir fabl; ‘’Buzdağımız Eriyor’’.

2007 yılında Dünya’nın en çok satan değişim kitabı‘’Buzdağımız Eriyor’’un yazarları, Harvard İşletme Fakültesi’nin liderlik ve değişim gurusu John Kotter ve bir modern küresel yönetici  Holger Rathgeber.

Hikaye’nin  kahramanları ise penguenler. John Kotter’ın yaptığı çalışmalara dayanan bu hikayeden binlerce insan ve kurum kullanıp yararlanmış. Antartika’da bir penguen kolonisinde yaşanan sıra dışı olaylar anlatılıyor. Alışkanlıklarına sıkı sıkı bağlı olarak ömürlerini sürdüren kolonide, meraklı bir kuşun yurtlarını tehdit eden bir sorunu keşfetmesiyle olaylar gelişiyor.

Öyküdeki karakterler Fred, Alice, Louis, Profesör, Buddy aslında pek çoğumuzun tanığı kişiler. Bazıları yöneticilerimiz, bazıları iş arkadaşlarımız bazıları ise yakınlarımız.

Butik yayınlarından çıkan ‘’Buzdağımız Eriyor’’ kitabında hikâyenin yansıra, herhangi bir kurumda, takımda ve hatta bireyde gereken değişimin ve dönüşümün sekiz adımda nasıl meydana getirileceğine de yer verilmiş.

Başarılı bir değişimin sekiz yolu;

  1. Acil durum hissi yaratınız.
  2. Yol gösterecek takımı kurunuz.
  3. Değişim vizyonunu ve stratejisini oluşturunuz.
  4. Herkesin çok iyi anlamasını ve kabul etmesini, iletişim kurarak sağlayınız.
  5. Diğerlerini harekete geçmeleri için güçlendiriniz.
  6. Kısa süreli kazanımlar yaratınız.
  7. Gevşemeyiniz ve yavaşlamayınız.
  8. Yeni bir kültür yaratınız.

Her yaştan okuyucun zevk alarak okuyabileceği bu hikaye aynı zamanda gittikçe daha hızlı ilerlemekte olan bir dünyada adeta küçük bir rehber niteliğinde.

Bu hikayeyi okuyun ve üzerine düşünün. Ve sonra hikâyenin hemen akla getirdiği soruları kendinize sorun?

Benim buzdağım nedir?

Eriyen bir buzdağı veya eriyebilecek bir buzdağı üzerinde mi yaşıyorum?

Eriyen buzdağları türlü şekillerde olabilirler: eskiyen üretim hatları, çağdaşlığı yitiren okullar, iş yerinde tekrar tekrar yaşanan sorunlar, kalitesi düşen hizmetler, takım olamamış gruplar, akılla ve mantıkla açıklanması gittikçe zorlaşan bir kurum stratejisi.

Şöyle sorun kendinize: Etrafımdaki No No’lar kimler? Alice’ler ve Fred’ler kimler? Ben kimim?

Aşina olandan vazgeçmeye cesareti olanlar bu kitap sizin için…

buzdağımızeriyor

 

Bu yazım 28.05.2015’de Eğitimpedia‘ da yayınlanmıştır.