Ana Sayfa Blog Sayfa 15

Sizler Yaysınız, Çocuklarınızın Diri Oklar Misali İleriye Fırlattığı

Ve bir bebeği bağrına basmış bir kadın dedi: Konuş bizlere Çocuklara dair.

Ve o dedi:

Sizin diye bildiğiniz evlatlar gerçekte sizlerin değildirler,

Onlar, kendini özleyen Hayat’ın oğulları ve kızlarıdırlar.

Sizlerin aracılığıyla dünyaya gelmişlerdir ama sizden değildirler

Sizlerin yanındadırlar ama sizlerin malı değildirler.

Onlara sevginizi verebilirsiniz, ama düşüncelerinizi asla.

Çünkü onların kendi düşünceleri var.

Onların vücutlarını çatabilirsiniz ama  canlarını asla.

Çünkü onların canları geleceğin sarayında oturur ve sizler düşüncelerinizde bile orayı ziyaret edemezsiniz.

Kendinizi onlara benzetmeye çalışabilirsiniz ama onları kendinize benzetmeye kalkışmayın hiç.

Çünkü hayat ne geriye gider ne de geçmişle ilgilenir.

Sizler, evlatların birer canlı ok gibi fırlatıldıkları yaylarsınız.

Yayı geren, sonsuza açılan yolda kendine bir hedef edinmiştir ve oklarını en uzağa eriştirebilmek için kendi gücüyle sizleri gerer.

Yayı gerenin elinde seve seve bükülün.

Çünkü oku atan O güç, uzaklaşan okları sevdiği kadar elindeki sağlam yayı da sever.

Halil Cibran “Ermiş” kitabından

Zira onların ruhları yarının hanesini mesken tutmuştur, sizin ziyaret edemeyeceğiniz, rüyalarınızda bile.

Onlar gibi olmaya gayret edebilirsiniz, ama onları kendinize benzetmeye kalkmayın,

Zira, hayat geriye doğru gitmez, ne de oyalanır dünle.

Sizler yaylarsınız, çocuklarınızın diri oklar misali ileriye fırlatıldığı.

Kemankeş, sonsuzun yolu üzerindeki nişangahı görür ve Kendi kudretiyle sizi gerer,

Kendi okları gidebilsin diye hızlı ve ırağa.

Bırakın, Kemankeş’in elinde gerilişiniz memnuniyetle olsun;

Zira O, süzülen oku sevdiği kadar elindeki sağlam yayı da sever.

Çocuklar Gerçekten Öğrenmek İstemiyor Mu?

0

Çocukların, “öğrenme isteksizliği” gerek öğretmenler gerekse anne-babalar arasında yaygın bir yakınma konusudur ezelden beri. Peki gerçekten de “çocuklar öğrenmek istemiyor mu?” Prof. Dr. Andre Giordan “Öğrenme” adlı kitabında bu konuyu irdelemiş. Eğitim sistemini başarısız bulan Giordan “birey kendisi öğrenir” diyor. Ve devam ediyor “Bireye sizin öğretmek istedikleriniz, onun öğrenmek istemesi kadar başarılı olur. Peki birey “ne zaman, ne kadar öğrenmek ister?” İşte yanıtı aranacak sorular bunlardır.

Çocukları sıralara oturtup da “öğrenmek zorundasınız, bu müfredat bitecek demek yanlıştır.

Prof. Dr. Ziya Selçuk’un söylemiyle 19.yüzyılın binalarında, 20.yüzyılın öğretmeniyle 21.yüzyılın çocuklarını eğitmeye çalışıyoruz.

Prof. Dr. Giordan, bu sisteme karşı çıkıyor ve “öğrenme güdüsünün nasıl sağlanacağını sıralıyor:

  • Öğrenilenin ne işe yarayacağının bilinmesi
  • Öğrenilenle bir anlamlılık yaratılması
  •  Duygusal değerlilik kazanma
  • Çalışma sürecini kontrol edebilme
  •  Başarı kazandığını görme
  • Yapılanın taktir edilmesi

Öğrenmek istemeyi harekete geçirmek önce anne-babalar sonra da öğretmenlerin yegane amacı olmalı. Gerisi teferruat…

Beklemeye Dair…

Bir öğretmenin sınıfta ortaya koyacağı en önemli dört  özellik; sadelik, sabır, şefkat ve beklemeyi bilmek olarak sıralanabilir. Beklemeyi bilmek gerekir, sessizce beklemeyi… Öğretmen sınıfta öğrencilerine “öğreteceğim” diye koşmak ya da baskı kurmaktan uzak olmalıdır. Aynı şekilde“öğrenmek zorundasınız.” diye gürültü(!) yapmaktan da…

Peki, öğretmen ne yapmalıdır?

Yanıt basit: Öğretmen, uygun zamanda uygun soruları sorarak, zihinleri karıştırmalı, ezber bozmalıdır.

Öğrencilerin öğrenmesi için acele etmemek, bu süreçteki önemli durak noktalarından biridir. Zira öğrenmek aceleyi sevmez. Öğrenmeyi ne hızlandırabilir, ne de yavaşlatabilirsiniz.  Diğer yandan bilgiyi beyinde tutmanın bir ön koşulu vardır. O da merak etmektir. Merak önemlidir, hem de çok. Çünkü merak olmadığında öğrenmek hiç de kolay değildir.  Merak, zihni büyük ölçüde harekete geçirir. İşte o süreçte öğrencinin zihninde neler oluyor, öğretmenin bunu dikkate alması gerekir.

“Öğrencilerin meraklarını uyandırmak için yapılması gereken yegâne şey nedir?” diye soracak olursanız şayet, yanıtı aşağıda:

Öğrencilerin kendi düşündüğü ve istediği şeyi yapabilmeleri ve kendi olabilmeleri için ortam yaratmak. İşte bu süreçte, bekleme sırası artık öğretmendedir. Öğretmen, öğrencinin mutlulukla öğrenmesini sağlamalı ve bunun sonuçlarını sabırla bekleyebilmelidir.

Bu durum öğretmen için, beklemeye değer, özel ve anlamlı bir süreçtir.

Öte yandan sınıfta, öğrencilerin sadece okumalarını, dinlemelerini sağlamak yeterli değildir. Öğrenciler aynı zamanda anlatılan konuya ilgi de duymalıdır. Öğretmen derste öğrencileri titizlikle gözlemlemeli, onların konuya ilgi duyup duymadıkları sorusunu sık sık kendine yöneltmelidir. Öğretmen sınıftaki çalışmalarda öğrencilerin dikkatini dağıtacak hareketlerden kaçınmalı, onlara sıkça ve gereksiz müdahalelerde bulunmamalıdır. Tıpkı satranç oyunundaki şah gibi davranabilmeli; vezirlerin, atların, piyonların oynamasına fırsat verebilmelidir. Tıpkı şah gibi gerektiği yerde müdahalede bulunabilmelidir.

Aslında bir insanın ciddiyetle, derinlikle, içtenlikle bir şeyle ilgilendiğini görürseniz, öğrenmenin doğasını anlamış olursunuz. Anlamak için ise beklemeyi bilmek gerekir. Tıpkı bir tohumun çiçek açması gibi…

Sevgili öğretmenler, egonuzu dizginleyin ve sadece çocukların öğrenme merak ve heyecanlarını gözlemleyin.

Sınıflarınızdaki rengârenk çiçeklerin açması için bekleyin. Her şeyin bir zamanı olduğunu asla unutmadan.

Dijital Çağda Bilgelik Ara

Yeni Eğitim Sistemi ve Dijital Eğitimde Öğretmenin Yeri ve Önemi Sempozyumu

(7 – 9 Şubat 2013 / Antalya)

Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği’nin bu yıl 12.sini düzenlediği sempozyum 3 gün sürdü ve Türkiye’nin birçok ilinden 800’e yakın eğitimci bu önemli organizasyonda bir araya geldi. Sempozyumda 6 konferans, 5 panel ve pek çok sunum gerçekleşti.

Sempozyum, @CemGulan’ın açış konuşması ile başladı. Üstelik temasına uygun bir şekilde… Daha başlangıçta #egitimsempozyumu  hashtag uygulaması @CemGulan tarafından katılımcılarla paylaşıldı.

Aslında bu yılki tema geçen yıl gerçekleşen sempozyumun devamı niteliğindeydi. Konuşmacılar iyi belirlenmişti ve her bir konuşmacının konuşması bir diğerini uyumla tamamladı.

Sempozyuma katılamayanlar ise @Vogretmen sayesinde programı, bilgisayar ekranlarının başında online izleyebildiler. Özellikle Twitter kullanıcılarının #egitimsempzoyumu hastag’i ile yaptıkları paylaşımlar sempozyuma renk, enerji kattı ve daha çok eğitimcinin içerikten haberdar olmasını sağladı. Bu paylaşımda usta twittercılar @EceKaraboncuk , @cafercavdar, @suhasoydanve @mgearda  nın yoğun emekleri vardı.

Burada paylaştıklarım ise tümüyle sempozyumda fark ettiklerim ve öğrendiklerimden ibarettir.

Cebime attığım dijit@l taşlar:

‘’Gücümüzün Yettiği mi? Gönlümüzün Çektiği mi?

Bir İkilem ve Bir Açmaz Olarak Türkiye’de Eğitim

Doç. Dr Nurdan Kalaycı

Sempozyumun en etkili konuşmacılarından biri olan Nurdan Hoca, salonda olanlar ve online takip edenlere deyim yerindeyse bir rüzgar estirdi. Çünkü O;  samimi, neşeli ve doğal bir hikâye anlatıcısıydı. Anlattıkları son derece ilginçti. Nurdan Kalaycı sunumunda eko-sistemden bahsetti, sadece bahsetmekle kalmadı, kendisi de salonda bir ekosistem yarattı.

Bakın, Nurdan Kalaycı sempozyumda neler anlattı:

  • Richard Florida’nın 3 T (Teknoloji, Talent ve Tolerans) Yaratıcı Sermaye Kuramı
  • Yetenek nereye giderse yenilik, yaratıcılık olarak onu takip eder.
  • Berlin en yaratıcı şehirlerden biridir ve Reggio Emilia okulları en yaratıcı okullar olarak belirlenmiştir.
  • Bir okulda olması gereken 3 şey teknoloji, yetenek ve tolerans olarak sıralanabilir.
  • Teknolojiyi ve yeteneği parasını verip satın alabilirsiniz lakin hoşgörü, parayla satın alınamaz.
  • Yetenek nereye giderse; yenilik, yaratıcılık ve ekonomik güç oraya gider
  • Yetenek nereye giderse; üreticilik ve ekonomik gelişim oraya gider.
  • 5 gün çalışan 3 gün verimli olur. Zemberek, Çarşamba’dan sonra boşalır.
  • Ünlübir bestecinin sözü:  “1 gün çalışmasam ben, 2. gün orkestra, 3. gün halk anlar.”
    • Ne gördüğümüz, nerede durduğumuza bağlıdır.
    • Yaratıcı ekosistem tüm öğretim kademelerine yansımalı, yansıtılmalıdır.
    • Reggio Emilia okullarının başarısındaki sır, bulunduğu şehrin tasarımıyla birleşmesinde saklıdır.  (not:@Likyali İstanbul’da da açılıyor bir tane:
  •  Kısa film çekmek son derece önemlidir. Çünkü eğitici, öğretici ve tanıtıcı bir role sahiptir.
  • Tasarım, yarar ve anlamın kombinasyonudur.
  •  Tasarımın temeli insanın doğasını anlamaktır.

#reggioemilia http://en.wikipedia.org/wiki/Reggio_Emilia …)

  • Okullarımızın vizyonu sözde değil özde olmalıdır.
  • Nurdan Kalaycı’dan toleransı da dinlemek gerek: “Alışmalı kendi yaramızı kendimiz sarmaya…. “
  • İletişimle ilgili binlerce ders aldık ama asansöre binince günaydın demiyoruz!..
  • Nurdan Hocanın oluşturduğu eko sistemi http://www.vitaminogretmen.com/canli-egitimler/ … adresinden takip edebilirsiniz.
  • http://kursiyernet.meb.gov.tr/kursiyer/   ilk videosu ve Nurdan hocanın diğer videolarını bu adreste bulabilirsiniz.
  • “Bilim ve sanat bir kuşun iki kanadıdır: Uçanlar özgür, uçamayanlar tavuk olur.”

Nurdan Kalaycı

  • Sınav odaklı sistemden sanat ağırlıklı eğitime geçmek gerekir.
  • Bilgisayar sayımızın, ARGE sayısına yansımaması anlaşılır değildir.
  • Yetenekler, mevcut ekosistemini beğenmezse, memnun olacağı başka bir ekosistem bulur.
  • TASARIM!  pic.twitter.com/VoEUUYYK
  • Okullarda yaratıcı ekosistem oluşturmalıyız.
  • Sözde değil, özde uygulayıcı olmalıyız.
  • Felsefe dersi olmayan okuldan sanatçı çıkmaz.
  • İstanbul, ülkeler yaratıcılık sıralamasında, 60 şehir arasından 28. sırada yer alır.
  • Eğitim bu kapanın neresinde, biz neresindeyiz? Fare kadar başarı olabilecek miyiz? pic.twitter.com/NkC1naI6
  • Yetenekli ve teknolojiyi iyi kullanan insanlar toleranslı şehirlere giderler.

Doç. Dr. Nurdan Kalaycı neden farklıydı?

Sempozyumda, uzmanlık alanı “Eğitimde Program Geliştirme” olan bir konuşmacıyı dinlemek ayrı bir keyifti. Sempozyumdaki hemen hemen tüm konuşmacılar katılımcılara “Kimler Facebook kullanıyor, kimler Twitter kullanıyor?”  sorusunu sordu. Doç. Dr Nurdan Kalaycı ise ‘’3 gündür buradasınız, kaç kişi ile tanıştınız?’’ diye sorarak ezberi bozdu ve farkını ortaya koydu.

@goyucel ‘in Nurdan Hoca’nın söz ettiği Türkiye’nin yumuşak gücüyle ilgili yazısı:

http://yenisafak.com.tr/yorum-haber/turkiyenin-marka-degeri-yukseliyor-30.11.2012-425919 …

 

Kitap önerisi:

Richard Florida, Yaratıcı Sınıf Adres Değiştiriyor: Yetenek İçin Küresel Rekabet

 

Öğrenme Öğretme ve Teknoloji

                                                              @stevebarkley

  • Öğrenciler, eğitimin/sınıfın/öğrenmenin merkezinde olmalıdır.
  • Öğretmenler, başarı için yatay düzlemde eşit rolleri olduğunu bilmelidir.
  • Öğrenme sosyal bir aktivitedir ve duygular öğrenmenin ayrılmaz bir parçasıdır.
  • Teknoloji Entegrasyon Matrisi:  http://www.leadturkey.com/AZTEM.pdf 
  • Öğretmen, öğrencide beklenen davranışı öğretmeli mi yoksa model mi olmalı?
  • Öğretmenler, öğrencilerini gözlemlemek için birbirlerinin derslerine girmelidir.
  • Öğrencilerinize soracağınız soruları Google’dan bulunmayacak şekilde hazırlayın.

Örnek: Karşılaştırma soruları

  • Teknoloji çocuklarda sadece işbirliğini arttırıyor.
  •  Değerlendirme, öğrencinin değil, öğretenin neyi nasıl öğrettiğinin içeriğidir.
  • Öğrenci başarısını, öğretmenler artırmaz, öğrenciler artırır.
  • Öğretmenin sınıfta öğrencileri seyrederek başarıya yol açacak şeyleri yapması önemlidir.
  • Okullarda öğrenci başarısı global farkındalığı artırarak tanımlanmalıdır.
  • .@stevebarkley katılımcılara sordu: “Teknoloji öğrenci başarısı tanımınızı nasıl değiştirdi? Öğrenci başarısı nedir?”
  • Öğrencilerin bilgiye ulaşma, yönetme, değerlendirme süreci son derece önemlidir.
  • Okul yöneticileri değişime hazır mısınız?
  •  Testleri @MevDinc gibi oyun tasarımcılarının hazırlaması gerekiyor.
  • @stevebarkley ‘in sunumunun tamamı için:  http://www.leadturkey.com/index.php/tr/ 
  • @stevebarkley ‘in sunumunda değindiği dokümana Türkçe olarak @leadturkey web sitesinden erişebilirsiniz:  http://www.leadturkey.com/AZTEM.pdf 
  • @stevebarkley ‘in bloğu: http://blogs.plsweb.com/ 

 

@stevebarkley neden farklıydı? 

Sunumunda salonda bulunan yüzlerce katılımcıyı sürece dâhil etti. İkili meslektaş paylaşımıyla, anlattıkları üzerinde düşünülmesini ve özümsenmesini sağaldı. Panelde diğer konuşmacılar ek süre talep ederken  @stevebarkley kendi vaktini, katılımcılarla etkileşime ayırdı.

@stevebarkley ‘in @leadturkey tarafından yayımlanan Öğretim Koçluğu: Öğrenci Başarısını Artırmak İçin Geriye Dönük Planlamanın Kullanımı kitabını okumak için tam da uygun zaman.

Sunum hakkında akılda kalan tweett ise @@goyucel ‘den geldi:

“Dün eğitim düşünürümüz yok derken bunu kastetmiştim @stevebarkley türü heyecan taşıyan ‘özgün içerikli’ kaç kişi var?”

 

Dijit@l Çağda Etkili Öğretmenin/Öğretmenliğin Yol Haritası

@kayhankarli

  • Bunların hepsi değişecek. Değişmeyecek olan tek şey etkili öğretmenlik becerileridir.http://pic.twitter.com/7UGKYR8h
  • Veri temelli eğitimi, kültür haline getiren bir eğitim anlayışına ihtiyacımız var.
  • Batılı toplumlarda, Düşün-Eylem-Düşün (DED), bizde ise Eylem-Düşün-Eylem (EDE), bir diğer deyişle “Kervan yolda düzülür.” anlayışı hâkim.
  • Okullar yenilikçi yatağı olmalı, veri temelli her konu tartışılmalıdır.
  •  Kültürümüzden bağımsız gelişim sağlamamız imkânsızdır. Ancak ne yazık ki, araştırma ve tartışma becerilerinden yoksunuz.
  • Gelişimin sorunu, kültürümüze bakmadan gelişim aramaktan kaynaklanıyor.
  • Okullarımızı birer inovasyon yuvası haline getirmek zorundayız. EDE değil DED yöntemini kullanmalıyız.
  • Türkiye’nin acil şekilde eğitim vizyonunu yenilemesi gerekiyor, bu öğretmene video izletmekle olacak şey değil.
  • 2030’da hangi mesleklerin olacağını hayal ediyor musunuz?
  • Eğitimden herkesin beklentisi çok yüksek ve gittikçe de yükseliyor.
  • Öğrenciler kes yapıştır yapıyor. Oysa dijital vatandaşlık ve sorumluluk konusunda öğrenciler bilinçlendirilmeli.
  • Ancak hayalleri, hedefleri olan öğretmen öğrenciye vizyon kazandırabilir. Öğretmen “koç gibi”(coachlike) olmalı.
  • Bir okulun markası çalışanlarının bireysel eylemlerinin toplamından başka bir şey değildir.

 

“Dijital bilgelik yolculuğunda öğrenme yoldaşlarına ihtiyacımız var.”

http://pic.twitter.com/L4wZRXoQ

  • 150 yıllık okullar bile ilerde yok olabilir. Yeniliklere açık olmazlarsa…
  • Çatışmadan, inovatif fikirler çıkmaz.
  • Okulların içinde ne yazık ki yaratıcı mekânlar yok.
  • Öğretmen, öğrenme ortamlarını tasarlayan öğrenme mühendisleridir.
  • Yerleşim düzenine baktığınızda özel okullarda dahi ortada koridor, sağda ve solda sınıflar,  alt katta kantin görürsünüz. Binaları gözden geçirmeliyiz.
  • Öğrenmeyi ölçme mi? Öğrenme için ölçme mi? Süreçsel değerlendirme, 21.yy okullarında olmazsa olmazlardan…
  • Flipped classroom… Sınıfı tersine çevirmek. Hayattan sınıfa ve hep paylaşarak…
  • Esas olan, etkin öğretmene sahip olmak… Teknoloji değişecek, sınıflar değişecek, her şey değişecek ama etkin öğretmen hiçbir zaman önemini kaybetmeyecek.
  • Öğretmen kalitesi etkin olmayan öğretmenleri işten çıkaralım mı? Hayır. Elinizdekileri geliştirin.
  •  Bugünün çocukları emekli olmayacaklarını biliyorlar. Onların, hayatı boyunca yapacakları tek bir işleri de olmayacak.
  • Süreç değerlendirme bir eğitim modelidir.
  • Okul, sosyalleşme ortamıdır ve burada süreç değerlendirme keşfedilmelidir.
  • Öğretmenin görevi artık öğrenme ortamı tasarlamaktır. Bunun için de araştırmacı olmak şarttır.
  • Geçmişte iyi yaptıklarımızla geleceğe köprü olabilirsek ne ala, zaten yeni nesile yetişemiyoruz.
  • Öğretmen öğrenecek, liderler olacak.
  • Okulda değişimde, herkesin ortak hedefi başarı olmalı. Öğrenci davranışı değişecek, öğrenme davranışı değişecek.
  • 21. yüzyılın eğitimcisi, kendini çağa uyarlayan öğretmendir. Başarı ancak böyle gelir. Başarı için öncelikle öğrenci davranışlarının değişmesi gerekir. Bunun için de öğretmen davranışları değişmelidir.
  • Dünyadaki hayatın/düzenin sürdürülebilir olması için her alanda olduğu gibi eğitim alanında da inovasyon şart.
  • Bugünün eğitim programları 5 yıl sonra geçersiz olacak. Kâğıt kaleme ihtiyaç kalmayabilir.
  •  Bir çağın açıldığına ve kapandığına şahit oluyoruz. Şimdiki çocuklar (dijital yerliler), dijital göçmenler ve analogların farkında.
  • Dijital teknoloji ile birlikte ihtiyaçlar değişiyor. Yeni işlere ihtiyaç duyuyoruz. İnovaiıf fikirler gerekli.

@kayhankarli ‘nın sunumuna  linkinden ulaşabilirsiniz.

@kayhankarli ‘nın ilk kitabı sempozyumun sürprizi oldu bizler için.  @leadturkey tarafından yayımlanan Dijit@al Bilgelik Yolculuğu İçin Öğrenme Yoldaşlığı kitabı hem öğretici hem de düşündürücü bir kitap…

Ayrıca Howard Gardner’ın Geleceği İnşa Edecek 5 Zihin (Ciltli)  kitabını da öneririm. Tüm paylaşılanları tamamlar nitelikte.

@kayhankarli neden farklıydı? 

Sunduğu içeriği %100 özümsesi, anlatımına güven ve rahatlık kattı. Katılımcıların ilgisini odakladı. Ayrıca paylaştıklarının tümüyle deneyimlenmiş olması dinleyenlere yansıdı.

 

Dijital Okuryazarlık ve Medya Okuryazarlığında Sınıf-Kültür İlişkisinin Kurulması

@reneehobbs

  • Önemli bir dönemeçtesiniz. Dijital medyayı eğitimde siz konumlayacaksınız.
  • Müfredat, öğrenme sürecini etkileyen süreçler demektir.
  • Manage the momentum…
  • Öncelikle öğrencilerinizin gereksinimlerini öğrenin ve bilmediğiniz şey için suçluluk duymayın.
  • İnsan kendine uygun bir öğrenme planı hazırlamalı.
  • Teknolojiyi sınıfınızda nasıl uygulayacağınız sizin tercihiniz. Yani zor karar :)
  • Öğretmenin teknolojiye bakış açısı davranışlarına yansıyor ve dolayısıyla öğrencilerini o doğrultuda etkiliyor. Soru: Medya okuryazarlığı eğitimi verirken çocuğun doğasında var olan duyguları (şiddet, kin vb.) yok saymamak için ne yapabilirim?
  • Öğrencilerin aşina olduğu, özendiği, merak ettiği şeylere kapıları kapatmak mı? Süreçlerine dâhil olup anlamak mı?
  • Sosyal medya, başkalarının hayatına göz atabilme fırsatı sağlıyor.  İnterneti bilinçli kullanmak gelişimimizin en önemli özelliği…
  • Okuryazarlığın temelinde anlamın aktarılması vardır.
  • Yaşam boyu eğitim sürecinde öğretmenler de öğrenmeye devam etmeli, gelişmeli, geliştirmeli.
  • Bazı şeylerin değişmesi ve mükemmelleşmesi zaman alıyor.

 

@reneehobbs ‘ın sunumu http://mediaeducationlab.comadresinde bulabilirsiniz. Sunumun en önemli farkı ise dilediğiniz gibi değiştirerek kullanabilmeniz :)

http://www.mediaeducationlab.comdaki yayınlar okumak isteyenler için…

@reneehobbs neden farklıydı? 

Dijital okuryazarlık için sınıf uygulamaları göstermesi, düşüncenin harekete dönüştüğünü göstermesi açısından önemliydi.

 

Oyun Tabanlı Eğitimin Önemi / Mevlüt Dinç

@MevDinc

  • Madem çocuklarımız oyunu pek çok şeyden fazla seviyor, biz de eğitimi yeni nesil kahramanlarla oyunun içine koyarız.
  • Oyun tabanlı öğrenme, sanılanın tersine öğretmeni çokça içine alan bir modeldir.
  • Çocuklar kendi oyunlarını tasarlamak için unity (bir oyun motoru) kullanabilir. Bu tür başka oyun motorları da var.
  • Müfredata, derse fazla kafayı takıyoruz bence. “Etkileşimli Yaratıcı Görsel Tasarım” dersinin varlığı yetecek…
  • Müfredat yerine uygulamaya önem verelim, öğretmen değil öğrenme yoldaşı ihtiyacı var diyebiliriz.
  • Teknolojide #hindistan ı değil #guneykore yi örnek almalıyız. Üreten ile uygulayan/geliştiren arasında fark var.
  • ·         “Bir Türk dünyaya bedeldir” ile “Bizden bir şey olmaz.”ın arasını bulmamız gerekiyor.
  • Kendi yerel öğelerimizi, kendi teknolojimizi kullanarak kendi hikayemizi yazıyoruz.
  • Fatih projesinde araçtan çok içerik üzerine yoğunlaşmalıyız. 3 yıl sonra teknolojinin nereye gideceği belli değil.
  • Estonya’da oyun tasarım dersi var unutmayalım.
  • Sanayi devrimini ıskaladık, yazılım devrimi için Türkiye’nin hala şansı var!
  •  Oyunun pozitif yönlerine odaklanalım.
  • Geleneksel oyunlarımızı sanal ortama taşıyarak bir bağ kurmaya çalışıyoruz.
  • Oyun ortamına taşıyamayacağımız hiç bir konu yok.
  • Bütün öğrenciler tamamen etkileşimli, gerçek zamanlı kitaplarla eğitim almalı.
  •  http://www.sobee.com.tr/  Oyun adresi
  • Çevreyi korumak ve geri dönüşümü aşılamak için hazırlanan oyunlarımız var. Örneğin;  SüperCan.
  • Türkiye’de 20 milyon oyuncu var. Ancak biz hala oyun üretemiyoruz. Kore’de oynanan oyunların %90’ı yerli oysa…
  • Dünya oyun sektörü krizlerden çok az etkileniyor. Dünyada 1 milyarın üzerinde oyuncu var. Oyun sektörü sinema sektörünü büyük farkla geçmeyi başardı.
  • Eğitimde oyunların kullanımıyla ilgili birçok workshop bu adreste:

http://gamesineducation.org/ 

  • Oyun tabanlı öğrenme, sanılanın tersine öğretmeni çokça içine alan bir modeldir.

@MevDinc ‘in sunumunun özetine  tudof.org/sobee.com.tr/  adresinden ulaşabilirsiniz.

İlgilenenler için: Türkiye Dijital Oyunlar Federasyonu http://www.tudof.org/ 

@mursidedemirkol: Hayat bir oyunsa eğer ve oyunlardan öğreniyorsak en çok, dijital oyunlar öğrenme sürecine entegre edilebilmeli.

 

@MevDinc neden farklıydı? 

Çünkü çocukların eğlenerek öğrenmesi için bir şeyler yapıyor. Bu, başlı başına bir fark…

 

Öğretmenler İçin Yeni Bir Öngörü, Hemen Şimdi!

 @baydagul

  • İstanbul ve Ankara’nın sorunları çözme çabasına saygı duyuyorum ama Anadolu illerinde de yerel çözümler üretilmeli.
  • Öğretmenler birbirinden öğrenmeye başlamadan her şey yarım kalır.
  • Deneyimsel öğrenmeyi destekleyelim, okulları işbirliklerine yönlendirelim.
  • Biz Türkiye’deki 800 bin öğretmeni dışarıdan eğitmeye çalışıyoruz. Yenilikçi uygulamalar için işbirlikleri şart.
  • Öğretmenlerin öğrenen meslektaşlar olarak bir araya gelmesi çok önemli.
  • Okullara hızlandırılmış, hizmet içi eğitimler yetmez, öğretmenler haklı olarak sonrasında “destek” bekler.
  • Artık duygusal değil rasyonel eğitim tartışmaları yapmak gerekiyor. Geçmişe değil geleceğe bakmalıyız!
  •  ‏@baydagul ‘den bir öneri: How Many Teachers Use Technology in the Classroom?

http://on.mash.to/V2f01p

  • Var olmanın temel sorusu sorulmadan çözüm olmaz.
  • Eğitimde konuları veri tabanlı tartışmaya başlamalı, öğrenmeli, görüşleri sınamalıyız.
  • Eleştiren öğretmen ve eleştiren öğrenciler… Bilgelik peşinde koşmak gerekir.
  • Seek wisdom / Bilgelik ara
  • @baydagul’den bir öneri: “2014 #egitimsempozyumu‘nda @bbomdernegi‘nin ilk okul(lar)ının kuruluş hikâyesi ve felsefesi anlatılsın çok isterim!”

 

@baydagul neden farklıydı? 

Bir görsel veri üzerinden sunumunu aktarması dikkat çekiciydi. Basit, sade ve anlamlı… Ayrıca, yerel düzeyde öğretmenlerin mesleki gelişimi için çalışmalar yürüten bir örneği paylaşması akılda kalıcılığı artırdı.

 

21. Yüzyıl Öğretmenlik ve Okul Liderliği: Türkiye İçin Yeni Bir Model Arayışı

@goyucel

  • En önemli sorunumuz eğitim sistemimizin ruhu yok.
  • 2013-2025 yıllarını kapsayan eğitim stratejimiz olmalı.
  • Hata yapmaya hakkımız var, olmalı… Bunun üstüne de kafa yormalıyız.
  • Ken Robinson: “Yaratıcılık hayalin meyvesidir. Hayal ise bizi insan yapandır.”
  • @goyucel’in sunumunda paylaştığı eğitim düşünürünü takip etmek isteyenler icin twitter hesabi @SirKenRobinson
  • Eğitim öğretim liderliğinden bahsediyorsak en kritik nokta bu tanımı her zaman yeniden ve yeniden yapabilmeliyiz.
  • Girişimci gençler yetiştirmeliyiz! Ortak bir hedef olursa yolun farklılığı sorun değil. Girişimcilik doğru hedef! 2023 hedeflerine ulaşmak için girişimci bireyler yetiştirmeliyiz.
  • Girişimcilik = Girişkenlik.
  • Türkiye’de eğitim medyası, internet dâhil sadece öğretmen ataması, müsteşar kim olacak? vb. günlük sorunlar odaklı.
  • Bir ülkenin eğitim performansı ile inovasyon endeksi arasında pozitif oran var.
  • @yeniegitim‘in Okulların Dijital Eğitime Hazırlık Seviyeleri Değerlendirmesi’ni katılımcılar görmeli: http://issuu.com/gokhanyucel/docs/dijitalokul/1 …
  •  CV, curriculum vitae yani yaşam hikayesi demek. Başarı için herkes önce kendini okumalı ve kendini anlamalı.

@goyucel neden farklıydı? 

Pozitif heyecanı ve vizyoner bakış açısıyla girişimcilik üzerine etkili ve hafızalara kazınacak biçimde vurgu yaptı.

 

Dijital Dünya ve Öğrenme: Yakın Gelecekte Öğrenci, Öğretmen ve İçerik

@sonerhoca

NOT: @suhasoydan  ise konu ile ilgili şu tweeeti paylaştı: “Okullar için sosyal medya politikası belirlemede, Türkiye’deki şirketlerin uygulamaları başlangıç olabilir.”

www.aa.com.tr/tr/kurumsal/52571…

  • Okullarda sosyal medya kullanımına dair kural/doğru kullanma politikası olmalı ve bu politikalar çocuklara anlatılmalı.
  • İnsanların beyninde kendi resimlerini oluşturma fırsatını vermediğimiz müddetçe onlardan yaratıcılık bekleyemeyiz.
  • Dijital çağda yeni bir ifade: tekil sosyalleşme (yalnız ama herkesle irtibatlı)
  •  Yaratıcılık için okumak ve yazmak gerekiyor. Özellikle de kişisel blog yazmalı.
  • Beklentileri doğru yere koymalıyız. Teknolojiyi tek başına kullanmak yeterli değil.
  • Yazar kasa alınınca işletmelerin karı artmaz. Eğitimde, teknoloji de böyledir.
  • Bir kaç yıl sonra odasından mutfağa gidebilen çocuğa hiperaktif tanısı koyulacak.
  • Eğitime teknolojiyi daha fazla sokmak daha fazla öğretmiyor.
  • İşin esprisi teknolojide değil, eğitimde yatıyor.
  • Teknolojideki her gelişmede “Artık bu son nokta.” diyenler geçmişte yanıldı, şimdi de

yanılıyor.

  • İnsanın beyin hücreleri sayısı değişmiyor ama insanın iletişim kanalları teknolojiyle gelişiyor.
  • Öğrenmenin kimyasal formülü çözülürse okul ve öğretmenin işi biter.

@sonerhoca neden farklıydı? 

Prezi’de hazırlanmış bir sunumla, Türkiye online içerik kullanım saptamalarını ortaya koyması etkileyiciydi.

 

 Dijital Teknolojiyle Modüler Öğrenme

@goncatelli

  • Modüler öğrenmede öğretmenin önemi, yol gösterici olması, öğrenciyi içine alması ile açıklanabilir.
  • Teknoloji, amaç değil araç olmalıdır ve fırsat eşitliği yaratmalıdır.
  • Bireysel öğrenmenin önemi artarken modüler öğrenme de ileri sıraya yükselecek.
  • Modüler öğrenme nasıl yapılmalıdır? Parçala, analiz et, sentezle.
  • Modüler eğitimdeki her modül alt kazanım olarak değerlendirilmelidir.
  • Öğrencilerin kullandığı bütün sosyal ortamlara göre modüler içerik projeleri oluşturulabilir.
  • Bu nesil kendi kendine öğrenmeye çalışıyor.

@goncatelli neden farklıydı? 

Yetişkinlerin öğrenme ilkelerine uygun olarak çalıştay şeklinde bir uygulama gerçekleştirmesiyle katılımcıları konunun içine çekmeyi başardı.

 

Bizim Yetersiz Üniversitelerimiz

Prof. Dr Öktem Vardar

  • Günümüzde var olan değerli bilgiyi üretenlerin %90’ı hayatta. Gelişimin hızı çok önemli.
  • Eğitim fakültesi müfredatını değiştirme izni yok, yeni nesil öğretmen yetiştirmek için bu çok önemli bir konu…
  • MOOCs ( yaygın açık çevirim içi dersler) çok önemli. Öğrenmenin sürekli ve evrensel olması da aynı derecede önemli taşıyor.
  • Öğrenci yetkinliklerini geliştirecek dersler oluşturacak öğretim üyesi sayısı çok az.
  • Üniversitede yatay geçişin, başarısız öğrenciler için de açılması gerekiyor.

Öktem Vardar neden farklıydı? 

Üniversiteler adına eğitimin gelişimi konusunda öncelikle iğneyi kendimize batırdı.  Konuşma başlığını iyi belirlemişti.

 

Sempozyumunun son günü, son oturumda nihayet öğretmenleri dinleme fırsatı oldu.  Oturumda, teknoloji uygulamalarına somut örnekler verildi.

@emrefirat2012 Amerikan Robert Lisesi’nin 1:1 Öğrenci Laptop Programı Uygulamasını paylaştı. İşte paylaştıklarından satır başları:

  • Küçük bir tavsiye: İlk başta bütün dersi teknolojiye aktarmaya kalkmayın, etap etap gidin.
  • Öğrencilerim derste bana bakmıyor zira akıllı tahtaları ekranlarına taşıyoruz.
  • Ödev kontrolü için google form kullanıyorum.
  • Ders planını hem idareci hem de öğrenci için hazırlıyorum.

 

Kişisel önerim:  Öğretmenlerin iyi uygulama örneklerini daha fazla görmeye ihtiyaçları var. Robert örneği gibi…

@emrefirat2012’nin bloğunu inceleyin: http://emrefirat.edublogs.org 

Sohbetimizde yakında Türkçesini hazırlayacağını belirtti. Robert Kolej’in sunumuna

http://goo.gl/Glx5W  adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Tüm konuşmalar içerisinde aklımda kalan son cümleler…

@goyucel: CV, ‘curriculum vitae’ yani yaşam hikâyesi demek. Başarı için herkes önce kendini okumalı ve kendini anlamalı.

@baydagul: Tüm bunlar için bilgeliğin peşinde olmak, meraklı olmak, barışık olmak lazım. SEEK WİSDOM (Bilgelik ara)

@kayhankarli: Öğretmen kalitesi etkin olmayan öğretmenleri işten çıkaralım mı? Hayır, elinizdekileri geliştirin.

@reneehobbs: Öğrencilerin aşina olduğu, özendiği, merak ettiği şeylere kapıları kapatmak mı, süreçlerine dahil olup anlamak mı? Siz karar verin.

@stevebarkley: Öğretmenler gidin ve değişime başlayın.

 

Sempozyumun anahtar kelimesi:

CURİOSİTY: Merak

Öğrencilerin merakını yakalamak için, onlardan daha fazla merak edip araştırmalıyız. Çocukların ihtiyaçlarının farkında olan öğretmenler her anı bir öğrenme deneyimine dönüştürebilir.

Tweet uçar blogda yazılanlar, infografikler baki kalır bakış açısıyla sempozyum değerlendirmesi yapan @suhasoydan ve @cafercavdar fark yarattı.

İnfografikler:

Blog yazıları:

 

Ve birkaç cümle de  @TURKOZOKBIR’e:

  1.  Gelecek yılın sempozyum teması: “Eğitimde Mizah, Yaratıcılık ve Değerler ” olabilir.
  2. Aslında en çok meslektaşlarımızla sohbet ederek öğreniyoruz.

#egitimsempozyumu bu yönüyle değerliydi.

  1. Zihinlerindeki ve zihinlerdeki ezberi bozan, sunumunu içselleştirmiş, hikaye anlatan, samimi, neşeli, ilham verici; kısacası enerjisiyle sinerji yaratan konuşmacılar sempozyumda fark yarattı. Gelecek yılki konuşmacıları seçerken bu unsurları mutlaka dikkate alınmalı. Zira 3 günlük zirvede sadece bir konuşmada yüzlerce kişi birlikte gülebildi. Bu organizasyonların daha neşeli, gülerek ve keyifli geçmesi gerektiğine inanıyorum. Malum yetişkin de olsak eğlendiğimiz zaman daha iyi öğreniyoruz.

 

Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı @CemGulan’ın sempozyum kapanışında paylaştığı ve Dijit@tal Manifesto niteliği taşıyan sonuç bildirgesine linkinden ulaşabilirsiniz.

 

@mursidedemirkol SONSÖZ

Tüm hayatımızın çevrimiçi olduğu bu zamanlarda, öğretmen ve öğrenci arasında aşılması gereken en önemli sorun, teknoloji değil giderek artan şiddetli iletişim olsa gerek. Bu bakış açısıyla baktığımızda dijital teknolojiler önemli ama o kadar da değil aslında. Ciddiye alalım ama kararında, değer verelim lakin yeterince. Asıl olan ve binlerce yıldır değişmeyen tek şey ‘’duygulardır’’ ve duygular harekete geçirir. Öğrenme duygusal bir süreç aslında, gerisi hikâyeJ

Hayat öğrenmekle ve hayat boyu öğrenenleri dinlemekle güzel…

Yol, Yolcu, Yolculuk…

Yol, yolcu ve yolculuk…Daha nasıl anlatılabilir ki.

İnsanlar deli mi? Niçin gezmeyi bu kadar istiyorlar? Hem kazanmak için değil, harcamak için geziliyor. Kimileri tüm yıl çalışıp biriktiriyor ve o parayla dolaşıp, cüzdanı boşaltmış olarak geri geliyor. Çünkü yolculuk, hayatı anlamanın bir yolu. Bu, sadece değişik yerleri görüp daha çok şey bilmekle ilgili değil, hayatla karşılaşmakla da ilgili. hayatın akışı ile… Orada, hayatın akışını ve iş başında çalışırken ıskaladığımız ritmini yakalama şansımız var. Budist keşişlerin uzun yolculuklara çıkmalarının nedeni bu mudur? İsa’ nın yolculuğu da öyle. Ya Muhammed, hep kervanıyla dolaşmış peygamberliğine kadar.

O kadar uzaklara gitmeyelim, bizim dervişlerimiz niye köy köy dolaşırlardı? Yolculuk bitmeden dergaha niçin kimse giremezdi? Uzun yoldan gelenler nedense daha bir güzel karşılanır. Uzun yola gidenler gıpta edilerek uğurlanır. Tarih, coğrafya kitaplarımızda yığınla ünlü isim vardı ve çoğunu unuttuk ama herkes Macellan’ ı hatırlar. Uzay yolu dizi filminin tüm dünyanın ilgisini çekmesinni nedeni, sadece bir yolculuk filmi olmasıdır, hem de en uzun yolculuk….

Özetle, yollarla varlığımızın derinliğindeki tınıyı ararız. Bu tınıyı duymak, o basit iki nokta arasındaki ezgiyi yakalamak için siz de yollara düşebilirsiniz. Döndüğünüzde olgunlaşmış olacaksınız. Hem zenginleşmiş, hem de şiirleşmiş….

Dervişler, keşişler ve kaşifler gibi…..

Tüm yolculara selam olsun

Basit Hayat Kuralları Kitabından/ Mahmut Nedim

Uyum ve Ahenk

Sınıfa giren öğretmen nasıl bir duygu yaratıyor?  Yarattığı duygu, öğrencilerin öğrenme heyecanları ve merak duygularını ya tetikler ya da köreltir. Öyle ki sınıfını varlığıyla dolduran öğretmen hemen fark edilir. Öğrenciler de daha öğretim yılının başında bunu hissederler. Böyle bir öğretmen sınıfa girdiğinde sınıfın havası olumlu yönde değişir. Öğretmenin yegane amacı; çocukların, sınıfta bulunmaktan mutluluk duyabilmelerini, işbirliği içinde çalışabilmelerini, enerji ve neşelerini kaybetmemelerini, potansiyellerini ortaya koyabilmelerini sağlamak olduğundan sınıfta “uyum ve ahenk” yaratmaya çalışır. Tıpkı bir orkestra şefi gibi.

Bir orkestrada, orkestra şefinin en önemli görevi, zamanlamaya sadık kalmak ve tempoyu korumaktır. Tempo olması gerekenden ne çok yavaş ne de çok hızlı olmalıdır. Benzer şekilde öğretmenin en önemli görevlerinden biri de öğrenme sürecindeki akış ve ritmin sürekliliğini sağlamaktır. (Örav-Öğrenen Lider Öğretmen Klavuzu, 2008). Böylece sınıf ortamında uyum ve ahenk yakalanır.

Öğretmen bilir ki;  “Her öğrenci kendi sazını çalar. Buna karşı çıkmanın bir anlamı yok. En zoru müzisyenleri çok iyi tanımak ve uyum  ahenk yakalayabilmektir. Bu uyum ve ahengi yakalamayı Daniel Pennac “Okul Sıkıntısı” adlı kitabında, “İyi bir sınıftan anladığımız, uygun adım yürüyen bir alay değil, aynı senfoni üzerinde çalışan bir orkestra olmalıdır. Ve sizin elinizde sadece ting ting yapan küçük üçgen veya blong bloyng yapabilen ağız arpı varsa, önemli olan bunların seslerini aynı anda, en iyi şekilde çıkartabilmelerini, mükemmel bir üçgen, kusursuz bir ağız arpına dönüşebilmelerini sağlamaktır. Katkılarının bütüne yansımasındaki kaliteyle gurur duymalıdır. Ahenkli oldukları sürece gelişim gösterdiklerinden, en sonunda küçük üçgen de müziği anlamış, belki baş keman kadar olmasa bile aynı müziği tanımış olacaktır”. ifadeleriyle  anlatmıştır.

Bir sınıfla bir orkestra arasında doğal bir bağ olduğunu düşünüyorum…

Değerli Öğretmenler sınıfınızı büyük orkestra şefleri gibi yönetin!

Bir orkestra şefi büyük bir liderlik problemiyle karşı karşıyadır: Tek söz söylemeden kusursuz bir harmoni yaratmak. Italy Talgam, etkileyici TED konuşmasında tüm liderler için çok önemli dersler çıkararak 20. Yüzyıl’ın altı büyük orkestra şefinin kendine has stillerini gösteriyor. Harika bir video izlemeye değer…
 Peki siz, sınıfınızda videodaki  hangi orkestra şefisiniz acaba? 

 

Neşe vermeyen bir şef ise düşünülemez

2003 Fransız yapımı KORO filmini  bir de bu bakış açısıyla izlemek gerek. Filmin konusu kısaca şöyle: Sene 1949, savaş sonrası Fransa. Clement Mathieu, erkek öğrencilerin eğitim gördüğü bir yatılı okula öğretmen olarak gelir. Çocukların hepsi birbirinden çok farklı ve asi yaradılışlıdır. Clement önce ne yapacağını şaşırır, sonra da onlara en iyi bildiği şeyi öğretmeye karar verir; müzik! Kurduğu koro sadece kendisinin değil tüm çocukların hayata bakışını değiştirecektir.

Fransız yönetmen Christophe Barratier’ in senaryosundan yönetmenliğine, her safhasında bulunduğu Koro filminin  müzikleri de kendisine ait. Dinlemek isteyenler için,

Filmin en ilginç ve dikkate değer kısmı ise ; Barratier’in  oyuncu kadrosunu oluşturabilmek için 40 farklı koroyu dinlemiş ve en sıradan bulduğu çocuklarla hiç bir profesyonel yardım almadan altı ay boyunca çalışmış olması.

Peki ya müzik…

“Öğrenme sürecini” bir müzik türü olarak düşünecek olsak muhtemelen CAZ olurdu. Nasıl, caz sanatçıları notadan değil sokaktan, sosyal hayattan ilişkilerden beslenir… İşte öğretmenler de sadece ellerine tutuşturulmuş ders kitaplarından, kılavuz kitaplardan, öğretim programlarından değil müzikten, resimden, sinemadan, tiyatrodan, edebiyattan, spordan, kültürden, meslektaşlarından, sosyal medyadan beslenir ve bunları sınıfa taşır. Çünkü onlar “HAYAT BOYU ÖĞRENENLER” dir.

Sonsöz; sınıftaki o uyum ve ahenk içindeki müziği duymak içinde çocuklardan daha yüksek sesle konuşmazlar.

Potansiyeli Fark Ettirmek

0

Günün birinde bir krala, armağan olarak iki şahin yavrusu sunulur. Kral, olanları eğitmesi için bir şahin terbiyecisine verir. Bir kaç ay sonra usta terbiyeci krala, yavrulardan birinin kusursuz bir şekilde eğitildiğini, ancak diğerine ne olduğunu bir türlü anlayamadığını söyler. İkinci yavru saraya geldiği gün tünediği daldan hiç kıpırdayamamıştır, öyle ki yiyeceğini bile ayağına götürmek gerekmektedir.

Kral, saraya türlü çeşitli şarlatan hekim ve şifacı getirtir, fakat hiçbiri kuşu uçurmayı başaramaz. Görevi saray ahalisine verir, ancak durumda yine en ufak bir değişiklik olmaz. Kral, sarayın pencerelerinden kuşun devinimsizliğinin sürdüğünü görebilmektedir. Son çare olarak tebaasına haber salar ve ertesi sabah şahin yavrusunun bahçede uçtuğunu hayretler içinde görür.

‘Bu mucize kimin eseriyse bulup getirin bana!’ buyurur kral. Derhal huzuruna bir köylüyü çıkarırlar.

Kral, ‘Şahin uçuran sen misin? Nasıl yaptın? Büyücü müsün sen?’ diye art arda sorarak, anlamaya çalışır işin sırrını.

Hoşnutlukla, zor olmadı Ekselansları, tünediği kestim yalnızca. Yavru da, KANATLARI OLDUĞUNU FARK EDİP UÇMAYA BAŞLADI.

İyi Hayat/Alex Rovira

Okullarda öğrenme süreci öyle bir tasarlanmalı ki çocuklar kendi  potansiyellerini farkedebilsinler

Umut

0

Kelebek filmini eminim çoğunuz seyretmişsinizdir. Steve Mcqueen ve Dustin Hoffman’ın başrollerini oynadığı, birkaç insanın özgürlüğün peşinden nasıl koştuklarını anlatan filmin son sahnesi çok muhteşemdir. Şeytan adasında yaşamaya mecbur oldukları  o son sahne… Gardiyanların, öldürücü dalgaların ve köpek balıkların olduğu bir adadan kaçmaya karar veren Kelebek’le (Steve) Luise (Dustin) yaptıkları küçük salı dalgalara atıyorlar .

Sonuç; sal dalgalara vuruyor ve dağılıyor. Luise ümitsizliğe kapılıp geri dönerken, Kelebek bekliyor bekliyor bekliyor…Ve sabrı ve de elbette keskin zekası sayesinde onu özgürlüğe götürecek dalganın 7. dalga olduğunu anlıyor (med-cezir hareketlerini hesap ediyor, 7.dalga en son, en yüksek dalga, an meselesi, kaçırırsanız, sular çekiliyor, çakılırsınız) .

Filmin finalinde Kelebek onu özgürlüğe götürecek uygun dalga, 7. dalgayı bekleyip, cesaretiyle derin okyanusta özgürlüğe kulaç atar iken, Luise ise ön yargıları ve aşamadığı korkuları nedeniyla adada mahkum olarak kalıyor.

” Yaşamınızı korkusuzca yaşayın, zorlukların tümüne göğüs gerin ve onların üstesinden gelebileceğinizi açıkça gösterin.”

UMUT…

0

Kelebek filmini eminim çoğunuz seyretmişsinizdir. Steve Mcqueen ve Dustin Hoffman’ın başrollerini oynadığı, birkaç insanın özgürlüğün peşinden nasıl koştuklarını anlatan flimin son sahnesi çok muhteşemdir. Şeytan adasında yaşamaya mecbur oldukları  o son sahne… Gardiyanların, öldürücü dalgaların ve köpek balıkların olduğu bir adadan kaçmaya karar veren Kelebek’le (Steve) Luise (Dustin) yaptıkları küçük salı dalgalara atıyorlar .

Sonuç; sal dalgalara vuruyor ve dağılıyor. Luise ümitsizliğe kapılıp geri dönerken, Kelebek bekliyor bekliyor bekliyor…Ve sabrı ve de elbette keskin zekası sayesinde onu özgürlüğe götürecek dalganın 7. dalga olduğunu anlıyor ( med-cezir hareketlerini hesap ediyor, 7.dalga en son, en yüksek dalga, an meselesi, kaçırırsanız, sular çekiliyor, çakılırsınız) .

Filmin finalinde Kelebek onu özgürlüğe götürecek uygun dalga, 7. dalgayı bekleyip, cesaretiyle derin okyanusta özgürlüğe kulaç atar iken, Luise ise ön yargıları ve aşamadığı korkuları nedeniyla adada mahkum olarak kalıyor.

” Yaşamınızı korkusuzca yaşayın, zorlukların tümüne göğüs gerin ve onların üstesinden gelebileceğinizi açıkça gösterin.”

 

Hayata Farklı Bir Açıdan Bakmak

0

Öğrenme heyecanı ve merak duygusu olan “Hayat boyu Öğrenenler”;

Bir öğretim yılı daha bitti. Okullar kapandı, öğrencileriniz tatile çıktı.Sizler de tüm yılın yorgunluğunu güzel bir tatille değerlendireceksiniz. Tatil süresince kendinize vakit ayırabilmeniz dileğiyle.

Bu yaz “fark edilmeyini fark etmek” ve ”aklın dışına çıkıp özgürleşmek”en güzel adım diye düşünüyorum. Bir otomobil reklamında ifade edildiği gibi….

Hayata farklı bi açıdan bakmak gerek bazen
öndeki otomobilin plakası yerine
ufuk çizgisini görmek
biraz yükselmek
Ve sıradan olandan sıyrılıp
FARKEDİLMEYENİ FARK ETMEK

İşte tam da bunun için okumak isteyebileceğiniz kitaplardan bir seçki yaptım. Hayata başka bi açıdan bakmak gerek:)

  • “İyi Hayat”  Alex Rovira
  • İyimser Gelecek”  Kolektif
  • Bugünü Yaşama Arzusu”  Irvin D. Yalom
  • “Hayalperestler”  Patti Smith
  • “Aklın Yeni Sınırları”  Daniel H.Pink
  • “Sanatçının Yolu”  Julie Cameran
  • “Öz”  Ken Robinson
  • “Yaratıcı Beyin Dehanın Nörolobilimi” Dr.Nancy C.Anderson
  • “Modern Beynin Evrimi E-Beyin”   Dr.Gary Small Gigi Vorgan
  • “Doğadaki Son Çocuk”         Richard Louv
  • “Çocukları Anlama Klavuzu”  Özgün Kızıldağ
  • “Sofinin Dünyası”  Jostein Gaarder
  • “Su”  Buket Uzuner
  • “Kendi Everent’inize Tırmanın” Nasuh Mahruki
  • “Beyninize Hoş Geldiniz” Sandra Aamodt Sam Wang
  • “Şiddetsiz İletişim”  Marshall B.Rosenberg
  • “Öğrenilmiş İyimserlik”  Martin E.P.Seligman
  • “Geleceği İnşa Edecek Beş Zihin” Howard Gardner
  • Her şey Beyinde Başlar”   Mümin Sekman
  • “Ödül Yok Ceza Yok !Bu nasıl Disiplin” Dr.Marvin Marshall
  • Akıllı Bir Kalple Duygusal Okuryazarlık”   Claude Steiner
  • “Günlük Hayatta Mevlana Ve Sufizm” Azim Jamal
  • “Pozitif Yönetim” İdil Türkmenoğlu
  • Tongue fu”  Sam Horn
  • “Duygusal Sermaye” Mehmet Söylemez
  • “Dünya Mitolojisi” Dona Rosenberg
  • Yavaşla”  Kemal Sayar
  • Steve Jobs” Walter Isaacson
  • “Einstein”Walter Isaacson
  • “Denemeler”  Montaigne
  • “Bilgeliğe Yöneliş” Dr.Zülfikar Özkan
  • “Oysa Işık Hep Vardır” İpek Cihan Bilgin
  • “Şimdi’nin Gücü”   Eckhart Tolle
  • “Öğretmenim Mori’le Salı Bluşmaları”  Mitch Albom
  • ” Sosyal Zeka insan ilişkilerinin Yeni Bilimi”  Daniel Goleman
  • “Yeniden Düşün Nasıl Farklı Düşünülür?”  Nigel May Barlow
  • “Çözüm Bende Saklı & Çözüm Odaklı Terapi Yöntemi”  Olcay Güner
  • Nasreddin Hoca Fıkraları

Kitaplar  ve okuma sevgisi üzerine  keyifli  bir belgesel. Öğrenciler çekmişler. İzlemeye değer.
http://epiloguedoc.com/doc.html

Sevgiler selamlar